KİŞİSEL SPOR EĞİTMENİ OLMAK!

KİŞİSEL SPOR EĞİTMENİ OLMAK!

Dünya’da 6 milyon civarında insan kişisel spor eğitmeni ile birlikte çalışmaktadır. Ben 26 yaşındayım ve son 7 senemde fitness eğitmeni ( Kişisel Spor Eğitmeni) olarak çalıştım. Şu anda hayatıma “Köln Spor Akademisinde” yüksek lisans öğrencisi olarak devam etmekteyim. İş hayatında ve çevremden yaşadığım tecrübeler doğrultusunda “Kişisel Spor Eğitmenliği” hakkında duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Bu çalıştığım 7 senelik süre zarfında insanların neden  kişisel spor eğitmenine ihtiyaç duyduğunu hep gözlemlemeye çalıştım. Bana en başta büyük bir lüks olarak geliyordu… Bu müthiş geniş iş alanını incelediğimizde,  bu işin en yaygın şekilde yapıldığı anavatanı Amerika Birleşik Devletleri’nin sayısal verileri karşısında şaşırmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. 2014 yılı içerisinde Fitness Eğitmenleri ve Antrenörleri 279.100 civarında iş olanağı bulmuştur Bunlardan %58’i fitness ve rekreasyon spor merkezlerinde, %12’si şehir ve sosyal organizasyonlarda, %5,i eğitimsel alanlarda; devlet, yerel ve özel , %4’ü devlet  geri kalan %4 kısım ise sağlık hizmetleri ve sosyal destek alanlarında görev almıştır. Bu rakamın 2024 yılında %8 artarak 302,500 rakamına ulaşacağı ön görülmektedir. 2015 yılında  Fitness Eğitmeni ortalama maaşı yıllık $36,160; en düşük kazancı olan %10’luk kısım $18,690 – en yüksek kazancı olan %10’luk kısım $70,180 gelir elde etmiş…

Biz kendimizi bu mesleğin neresinde görüyoruz ya da daha önemli soru biz bu mesleği ne olarak görüyoruz? Eminim bir çok kişi bunun farkındadır ama farkında olmayan bir çok eğitmen/ antrenör arkadaşımız da mutlaka vardır diye düşünüyorum. Mesleğimizden bahsederken “mesleğin ne konumda bir meslek olduğunu ve bizim mesleğin neresinde olduğumuzun farkına varmamız bizim daha güçlü olmamızı sağlayacaktır.

Kişisel eğitmen olarak bizden beklenen işin basit kısmı;

  • Egzersizleri doğru yapmak için hareketleri göstermek, öğretmek
  • Üyeler egzersiz yaparken onları dikkatlice izlemek
  • Doğru egzersiz yöntemini öğretmek veya göstermek; sakatlığı minimalize etmek ve performansı artırmak için
  • Farklı fitness düzeylerine ve yeteneklerine göre farklı egzersiz çeşitleri üretmek
  • Üyelerin programlarını gözlemlemek ve ihtiyaçları varsa adapte olmasını sağlamak
  • Üyelere sporda, serbest zaman aktivitelerinde  ve ekipmanların kullanımı ile ilgili güvenlik kurallarını açıklamak ve uygulanması için zorlamak
  • Üyelere beslenme, kilo kontrolü ve yaşam tarzı hakkında bilgi vermek ya da kaynak göstermek

Bir de  mesleğin ihtiyaç duyduğu ideal eğitmen özelliklerini düşünelim, benim araştırdığım ve aklıma gelen kısım ise şöyle;

  • Kişisel iletişim becerisi 1
  • Öğrenmeye gönüllü olmak 2
  • Müşteri-hizmet yetenekleri 3
  • Mesleki bilgi ve donanım 4
  • Kişisel sunum yeteneği 5
  • Bilgileri iletme ve kuralları uygulatma yeteneği 6
  • Takım çalışması yeteneği 7
  • Grup dersi yetenekleri 8
  • Egzersiz programı düzenleme ve sunma yeteneği 9
  • Tecrübe 10
  • Teknolojik bilgi birikimi 11
  • Makina ve tesis bakım, onarım, düzenleme yeteneği 12

Kaynak: Europe Active

Meslek aslında birden fazla, önemli ve zor kazanılabilecek özelliklere ihtiyaç duyuyor. Bunları sahip olduğunda ise hem sosyal hayatında hem iş hayatında fark yaratıyorsun. Mesleki başarıyı bir kenara bırakalım, daha çok ve iyi empati yapmaya başlıyorsun, karşındaki kişilere göre iletişim ve onlara ulaşabilme seçeneklerini artırıyorsun ve en önemlisi ise insan konusunda daha çok tecrübeye sahip olup ve yaşanmış hikayelere tanık oluyorsun… Bunlar ise kolayca ve maddi güç ile kazanamayacağın, hayatının bütün evrelerinde günlük hayatında rahatça uygulayabileceğin tecrübeler oluyor. Tabi işi doğru ve yürekten yapmaya çalıştığın sürece…

Biz bu işin neresinde kendimizi görüyoruz? Çok fazla mı gelenekçiyiz? Yoksa yenilikçi gibi mi geçiniyoruz? Zamanında altını doldurmadan oluşan gereksiz bir egomuzun arkasına mı saklandık yoksa? Ya da haklı olarak oluşan egomuzu artık kontrol mu edemiyoruz? İletişim yeteneğini kullanıp her şeye ” Evet abi, hallederiz abi, bana güven abi” kısmında mıyız? Bu işin bir bilim olduğunu unutup, SADECE kişisel tecrübelerden yola çıkarak sürekli çevremizdekilere atıp tutarak kendimizi değersizleştiriyor muyuz?

Kişisel düşüncem ise; gerçekten bu mesleği seviyorsan, insanın hayatının ve sağlığının öneminin farkına vardı isen herhangi bir yazı okumana gerek yok, bütün özellikler ve mesleğin ihtiyacı olan şeyler zamanla kazanılacak ya da farkına varacaksın. Fakat sadece günü kurtarmak peşinde isen üyelerinin kısa süreli iyi hissetmelerini hedefleyip ileriyi planlamıyorsan o zaman hem zamanını boşa harcıyorsun, hem mesleğin değerini düşürüyorsun ve kendini de değersizleştiriyorsun. Aşağıda Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine baktığımızda belki de sadece fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını gerçekleştirdin. Bu şekilde mutlu olamazsın:( Kendi hayatına değer vermiyorsan başka hiç bir kimseye yardımın dokunmaz…

pt

İşin en zor kısmı ise kendimizi eleştirip bunları nasıl algılayabileceğimiz… Öğretici mi yoksa rahatsız edici mi? Sanırım en önemli noktası da bu… Goethe’nin dediği gibi “eyleme geçmiş cehaletten daha korkunç bir şey yoktur”

 

Son Yazılar
Bir cevap bırakın