Neden mi Malaga ?

Neden mi Malaga ?

Malaga güney İspanya’da yer alan Endülüs Özerk Topluluğunun demografik açıdan Sevilla’dan sonra en büyük 2. şehridir. İberik Yarımadasının doğusunda, Endülüs Özerk Topluluğu arazileri güneyinde, Akdeniz sahillerinde “Costa del Sol (Güneş Sahili)” üzerinde kurulmuş bir liman ve sahil şehridir. Cebelitarık Boğazı’ndan 100 km doğuda ve en yakın Kuzey Afrika sahilinden 130 km uzaklıktadır…img_0296

Estonya’da ilk erasmus programını yaparken diğer öğrencilerin birden fazla dili konuştuğunu gözlemledim ve ben ise İngilizceyi çat pat konuşuyordum ayrıca konuştuğumu çoğu kişi anlamıyordu😀. Oradayken kendi kendime İngilizce‘mi geliştirmem lazım ve hatta daha fazla dil öğrenmem lazım demiştim. Ne kadar fazla dili konuşmak o kadar fazla insanı tanımak, ne kadar fazla insanı tanımak ise maddiyatla satın alamayacağınız tecrübeler demek.  2012’de Estonya’dan döndükten 2 ay sonra işe başladım. İş yerinde başarılı, önemli iş adamlarıyla konuşurken Estonya’da ki isteğimden, hissiyatımdan bahsettim. Bu hissiyatın ve isteğin ne kadar doğru ve güzel bir şey olduğunu hemen hemen herkes doğruladı. Bu durum benim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu ve işleri hızlandırmamı sağladı.

Hobi olarak bir dil daha öğrenecektim ama hangisi… Öğrenirken eğlenmem ve geçerli bir dil olması gerekiyordu. Üstüne bir de dilin gücünü düşündüğümüzde ise seçenek sayılıydı. Sonra İspanyolcanın kulağa güzel gelişi, filmlerini, müziklerini, Akdeniz kültürünü sevdiğim için, taksimde “Cervantes İspanyolca Dil” kursuna başladım. Eğer İstanbul’da güzel bir İspanyolca eğitimi almak istiyorsanız, Cervantes en iyi tercih. Hele bir de iyi olan hoca kadrolarından en eğlenceli olanı gelirse mükemmel bir vakit geçiriyorsunuz. Arkadaşlarımla konuşurken bahsederim; benim en büyük şansım ilk İspanyolca hocamın çok eğlenceli biri olması ve aynı zamanda iyi bir eğitim vermesi. Sabah 06:30’dan 14:00’ e kadar çalışıp  15:00’den 20:00’e kadar kurstaydık. 8 saat yoğun çalışmanın üzerine 5 saat dil eğitimi gerçekten kolay değil, hem de haftanın sonuna doğru. Ama o kurs boyunca çok büyük keyif alarak gidip geldim. Sonrasında kursu devam ettirdim.

D-gym’de ilk çalıştığım senede yeni planlar vardı, o yüzden çok fazla eğitmenimiz vardı. Fitness da çalıştığınızda yazlar çok daha sakin geçer. Bende bunu düşündüm kendi açımdan 2 hafta tatile gitmek yerine, üstlerime 1 ay İspanya’ya gidip dil eğitimi almak istediğimi söyledim, onlarda keyifle karşılayarak “tabi” dediler. Güzel yanı ise öncesinde 1 ay Marmaris’e D-hotel gibi bir otele gidip bir ay çalışıp ardından İspanya’ya gidecektim…

img_2881-kopya

İşin sıkıcı olmayan sorunu ise nereye gidecek olmam. Çok araştırdım Barcelona, Valencia, Alicante, Malaga arasında bir tercih yapacaktım. Ağustos İspanya çok sıcak kesinlikle sahil şehri olması lazımdı. Ama sahil şehirleri çok pahalı, gideceğim yerin bütçeme de uygun olması lazımdı. Malaga İspanya’nın en büyük 6.şehri, sahil kenarı, modern, bir çok sanatçıya ev sahipliği yapmış Avrupa’nın popüler şehirlerinden biri… Oraya gitmeye karar verdim. Barselona’ya daha önce 4 günlüğüne gitmiştim, Valensiya’da önemli turistik destinasyon; bir gün mutlaka gidecektim. 1 aylığına gideceğim yerin küçük, eğlenceli ve güzel bir şehir olmasını istiyordum. Hatta gidilmesi daha zor bir yer olsun ki “yapılacaklar listesine” girmesin. O yüzden Malaga’yı tercih ettim. Seçerken her sene yapılacaklar listesini zorlayacağını hiç tahmin etmiyordum =). 2014 yazında o kadar iyi zaman geçirdim ki 3 sene ardı ardına gittim.

img_0295-kopya

1 aylığına gittiğim şehri bu kadar seveceğim hiç aklıma gelmemişti. Ayrıca kurs konusunda da çok şanslıydım. İnternete “Malaga’da dil öğrenimi yazdığımda ilk çıkan kursa mail attım”. Şehrin en merkezi “Plaza la Merced” de yer alan fiyatı en uygun olan kurstu. Çok detaylı bir dil eğitimine ihtiyacım yoktu sadece pratik için gidiyordum, o yüzden detayına inmedim. Ama yine şanslıydım çok eğlenceli bir kursa denk geldim. Aileye ait bir kurs: uzun yıllardır orada dil eğitimi vermekteler. Hocalar, çalışanlar, ve oraya gelenler öğrenciler o kadar açık fikirli ve keyifliler ki kötü zaman geçirmenize imkan yok. Çünkü oraya gelen %90 2.dili öğrenmek için geliyor. İspanya da ki şartlardan dolayı çok az kişi iş için veya okul için geliyordu. Herkesin amacı aynı “İspanyolca’yı çok seviyorum, konuşması çok keyifli,eğlence için öğreniyorum. Dünyanın her yerinde İspanyolca bilen insan ile karşılaşabilirsiniz ve dil sizi çok zorlayacak bir yapıya sahip değil.Hatta alkol aldığınızda İtalyanlar ile ya da Portekizliler le de İspanyolca konuşabilirsiniz😀 İspanya’nın en büyük 6.şehrindesiniz, İspanyolca konuşuyorsunuz, sahile 10 dakika uzaklıktasın, eğlenceli, modern ve aynı zamanda bir çok sanatçının ( gerçek anlamda olan; ressam, aktör müzisyen…) evi olmuş bir şehirdesiniz. Daha ne isteyebilirsiniz ki… Tecrübe ettiğim şey; 2 haftalığına tatile gittiğinizde; sene boyunca çok yoğun çalışıyorum hakkettim bunu diyoruz bu nedenle 2 haftalık tatil ve 1 aylık tatilde bütçe açısından çok büyük farklar olmuyor, üstüne eğitim alıyorsunuz gün boyunca sahilde yatmak zorunda kalmıyorsunuz ve öğrenerek keyifli bir tatil yapıyorsunuz. Ayrıca bir ülkeyi, bir şehri tamamen hissetmek için 1 hafta çok kısıtlı bu nedenle daha uzun sürede oranın kültürünü, havasını daha iyi yaşıyorsunuz… Tabi ki çalıştığın zaman 1 ay fırsat bulmak zor ama fırsat bulanlar için söylüyorum bu tarz bir tatil çok daha keyifli ve öğretici…

img_9106-kopya

Önemli bir sağlık problemi yaşamadıkça kötü geçme şansı yoktu. Kursun adı “Picasso” adından anlayacağınız gibi ünlü ressam “Picassonun” doğduğu evin 2 yan binasında yer alıyordu. Kursun konaklama odaları çok güzeldi: kursa en fazla 15 dakika yürüme mesafesinde. İlk sene yaşadığım ev 3 dk uzaklıktaydı, 2.ve 3. Sene aynı evde yaşadım o ise 10 dakika uzaklıktaydı. Evin mükemmel bir manzarası vardı o yüzden 2.sene kaldığımda 3.sene aynı o da müsait mi diye danıştım iletişimimiz iyi olduğu için aynı o dayı verdiler ve sonra lakabımı “Aykut/ St. Millan” yaptılar. İsmimin sonuna kaldığım evin sokak ismini eklediler.😀

İşte evin manzarası… Günün en keyifli zamanı saat 21:00 gibi balkonda oturup gün batımını izlemek, müzik dinlemek ve bira içerken o da arkadaşların ile sohbet etmek….

img_8979-kopya

Kurs haftada 5 gün, günde 4 saat; sabah 09:00-13:00 / öğlen 13:00 -17:00 arası. Kursun hemen altında şehrin popüler barlarından “Picasso Bar” bulunuyor her pazartesi burada yeni öğrenciler için (Copa Bienvenida) hoş geldin partileri düzenleniyordu. Bu partide ücretsiz “Sangria” dağıtılıyordu. Bknz: Sangria Her gün farklı bir organizasyon oluyordu, şehir içi turlar, mangal partisi, sahil de aktitiviteler vb… Ben ilk sene öğlen kursuna denk geldim sonra 2 sene özellikle öğlen saatini seçtim. Çünkü güney İspanya ağustos ayında çok sıcak ve bende sahile gidip uzun süre yatmayı sevmiyorum. Günün en sıcak saatinde klimalı kursta olmak, sahilde olmaktan daha cazip geliyordu. Ayrıca saat 17:00 den sonra sahile gitmek daha keyifli oluyordu. Tipik bir gün: sabah 10 da kalkıp kahvaltı ve ödevleri yapıp kursa gitmek, kurstan direk sahile inmek, akşam 21:00’e kadar. Eve gelip duş alıp akşam yemeğini yemek (Bu arada İspanya’da akşam yemeğini 22:00’ da yemek normal ve kültürel bir olaydır). 23:00 de gece dışarı çıktığınızda ise hava çok güzel ve bütün insanları sokakta görüyorsunuz. Gece 00:00’da eve dönerseniz erken dönmüş sayılıyorsunuz =)

img_9116-kopya

Güney İspanya’da ki kültür İspanya’nın diğer bölgelerine göre daha arkadaşça, daha açık, daha eğlenceli ve daha rahat. Çok güzel deniz mahsullerinin olduğu ve büyük bir tarih geçmişe sahip olan tatil bölgesindesiniz. İnsanlar eğlenmeyi çok seviyorlar, sohbet etmeyi çok seviyorlar ve yabancılara çok alışkınlar. Çok içtenlikle söylüyorum hiçbir millete ön yargısı olmayan en çok fazla insan ile burada tanıştım. Bu saydığım şeyler gerçekten insanı bir şehirde yaşaması için rahat ettiren başlıca özellikler. Ayrıca ilk kursta ki hocalarla, çalışanlarla arkadaş oldum ve akşamları bahsettiğim barda oturup sohbet ediyorduk. Bütün saydığım sebeplere bu durumu da eklediğimde başta kendime ve bir çok insanın bana sorduğu soruya cevap vermiş oluyordum. Benim gibi bir çok kişi her sene oraya geliyordu. Malaga’ya bir kere gelen mutlaka 2.kez ve 3.kez geliyordu. Eminim ki herkese sebebini sorduğunuzda ise aynı cevabı vereceklerdir…

Avusturya’da, Köln’de, Estonya’da ne zaman kalabalık yeni bir arkadaş grubunun içine girsem mutlaka ya Güney Amerika’da ya da İspanya da süre geçirmiş az- çok İspanyolca konuşana rastladım. Bu da dil öğrenmenin diğer keyifli noktası. Sizin diğer insanlarla ortak noktada birleştirip birbirinizi tanımanız konusunda duvarları ortadan kaldırabilecek bir etki.

Son sene kısa bir süreliğine gelmiş de olsam iki Almanca kursu arasında,  kısa süre İspanyolca eğitimi almak, unuttuğum şeyleri hatırlamak keyif verdi. Dil öğrenmenin sizi üzebilecek tek noktası var kullanmadığınız zaman unutmanız. O yüzden hayatım boyunca maddi manevi imkanım olduğu sürece bunu tekrarlamak istiyorum. Çünkü bundan büyük bir keyif alıyorum…

Bu kısa süreli eğitimden sonra Köln’e geçtim. Köln Spor Akademisinin eğitim süreci Ekim’de başlıyordu 1 ay öncesinden Almanca kursu için “Kölner” olarak yola çıktım…

img_0297-kopya
img_2846-kopya
enlight1

Son Yazılar
Bir cevap bırakın